Erkekliğe İngiltere Vizesi – Bir Transseksüelin hikayesi

Erkek olmak için İngiltere’den oturum izni alan Türk  kadın, İngiltere’de nasıl bir süreçten geçti..

Neler yaşadı..

Örnek teşkil edecek hukuk savaşını kazanırken kimlerden destek aldı..

İngiltere’de yaşayan ve önümüzdeki günlerde penis oluşturma ameliyatına girecek Türk kadını  neler bekliyor..

Beraber çalıştığı arkadaşları ne diyor….

Hukukçu gözüyle, erkek olmak için oturum alan Türk kadın, kendi gibi olan transseksüellerin önünü açar mı.. 

Şimdi transseksüellere daha rahat iltica hakkı doğar mı..

Dünyada LGBTT’lerin en rahat yaşadığı ülkelerden biri olan İngiltere’de transseksüelliğe nasıl bakılıyor…

LGBTT’ler devlet kontrolünde nasıl bir araya geliyor…

Cinsel Kimlik Klinikleri nasıl işliyor..

Türk kadının erkek olduğuna karar veren psikologlar ne diyor…

İngiltere, LGBTT  yani Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transseksüllerin bir de Travestilerin en rahat yaşadığı ülkelerden biri. Başkent Londra’nın en ünlü merkezlerinden biri olan Soho, gey ve lezbiyen barlarıyla ünlüdür. Soho’nun sokaklarında, barların önünde adaleli kolları, fit vücutlarıyla spor salonundan yeni çıkmış görünümlü yakışıklı erkekleri elele tutuşurken görmek..Ya da, dünya güzeli kadınları öpüşürken yakalamak, alışıla gelen manzaralardır. Öyle ki, bu sahnelere tanık olup da bakanlar ya başka ülkelerden gelen ve bu durumlara alışık olmayan turistler, ya da işin meraklılarıdır. Günün herhangi bir saati yüz metre öteden lambaya üşüşen sinekler  gibi bakışları çeken güzel travestileri görmek mümkündür.

Ama şunu da belirtmek de fayda var, İngiltere’de de bu haklar kolay kazanılmadı. İlk başlarda lezbiyenlik ve geylik kabul görürken, transseksüellik dışlandı. Transgender diye bilinen cinsiyet değiştirme durumu uzun yıllar bir muamma olarak kaldı.

İngiltere’den erkek olmak için oturum izni alan Türk kadına, ‘ erkektir’ onayını veren ve erkekliğe geçiş yolunda ameliyatlarına olanak kılan Cinsel Kimlik Klinik’leri, LGBTT kişilerin en büyük desteği. Bu klinikler şu şekilde işliyor: Cinsel Kimlik Kliniği, Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak operasyonlarını sürdürüyor. Bu kliniklerde çalışan psikolog, psikiyatr, doktor, endokrinolog ve diğer tıp görevlileri  konusunda uzman kişiler. En büyük özellikleri de yardım almak için başvurulduğu andan itibaren, hastayı çok ılımlı bir tavırla karşılamaları. Cinsel kimliği konusunda destek almak isteyen kişi önce telefonla kliniği arayıp, randevu talebinde bulunuyor. Görüşmeye gittiği zaman,  iki ayrı psikolog tarafından teste tabii tutuluyor. Psikologlar, görüşme sonrası hastayla ilgili görüşlerini karşılaştırıyor. Eğer, hasta cinsel kimliğiyle ilgili soruları net olarak cevaplıyorsa, tercih ettiği ya da bedensel ulaşmak istediği cinsiyet yolunda uzun ve meşakkatli bir süreç başlıyor.

Dünyanın en büyük ve kapsamlı Cinsel Kimlik Kliniği İngiltere’de

Cinsel Kimlik Klinik’leri cinsel kimliğiyle sorunu olan kişiye sahip çıkıyor

Dünyanın en gelişmiş ve kapsamlı  Cinsel Kimlik Kliniği olan Fulham Road Cinsel Kimlik Kliniği’nin Müdürü Psikolog  Dr James Barrett,  kendisiyle yapılmak istenen tüm röpörtaj tekliflerini geri çevirirken, benimle görüşmeyi kabul etti. Deneyimsiz ellerde, LGBTT ve özellikle transseksüellik konusunun kötü bir malzemeye dönüşeceğinden çekinen Dr Barrett, karşılaşmamız sırasında çok önemli bilgiler veriyor. Röpörtaj boyunca oldukça rahat görünen ve konuya hakimiyeti, algılayışıyla beni etkileyen Dr Barrett, iş fotoğraf çektirmeye gelince aynı rahat tavrı sergilemiyor. ‘ Basın, bu konuyu yeterince bilmeden çalakalem yazıyor’ diyen Dr Barrett, Türkiye’deki transseksüellerin maruz kaldığı muameleleri yakından takip ediyor. LGBTT haklarını sonuna kadar savunan ve konusunda en uzman bilim adamlarından biri olan doktor, özellikle fotoğraf istemiyor. İşte konunun uzmanının ağzından, cinsiyet değiştirme sürecinde yaşananlar:

‘ Eşcinsellik, transseksüellik ve travestilik her toplumun içinde vardır. Bazı toplumlarda bu saklanarak yaşanır, bu durumdaki kişiler dışlanır, hatta ölümle tehdit edilir. Bazı toplumlarda ise bu kişiler topluma kazandırılır, toplumda üreten ve vergi veren vatandaş olarak yerlerini alır. İngiltere bu seçeneklerden ikincisini seçmiştir.

Cinsel Kimlik Kliniği, 1966 yılında Dr John Randall tarafından kuruldu. Bize gelen insanlara yardım edip, onları memnun ediyoruz. Bizden destek alıp, tedavi sonrası cinsel kimliğiyle hoşnut olan kişiler hayata daha sıkı sarılıyor. Daha verimli bir birey oluyor. Transgender yani cinsiyet değişimi operasyonları, hormon tedavileri ve cinsel kimlik sorunlarıyla ilgili her türlü çalışmayı kapsayan bu sektörü Sağlık Bakanlığı sponsor ediyor. Ama benim teorim şu, bu insanlar hedefleri olan cinsel kimliğe ulaşınca, ameliyatlı ya da ameliyatsız daha verimli hale geliyorlar. Çalışıp, ülkeye vergi veriyorlar. Yani yan gelip, kendi sıkıntıları içinde intihar etseler daha mı iyi?

Biz, bize gelen kişilere sonuna kadar destek oluyoruz. Ama, dışarıya onlarla ilgili bilgi veremeyiz. Bazen, ameliyat olduktan sonra iş bulurkan bizi referans olarak gösteren hastalarımız oluyor. Ama, bugüne kadar hiçbir işveren bu kişilerin sağlık durumları dışında bir şey sormamıştır. Bu kişiler de normal bireylerdir ve işveren bunu bilerek işe alıyor. Medeni toplumlarda olması gereken de budur.’

İlginç İstatistikler:

Dünyanın en geniş Cinsel Kimlik Kliniği(Londra’daki Fulham Road Kliniği) ile ilgili şu bilgilere ulaştım. Ve, LGBTT’lere destek veren bu kapsamlı kliniklerin çalışma disiplini beni çok etkiledi. İşte, bilmediğiniz ilginç istatistikler:

İngiltere genelinde her yıl yaklaşık 1000 kişi bu kliniklere başvuruyor. Başvuru yapan her 100 kişiden 70’i erkek, 30’su ise kadın. Female to male yani kadından erkeğe cinsiyet değiştiren kişilerin ancak 1/3’ü penis oluşturma ameliyatına giriyor. Geri kalan kısım göğüs aldırıp, hormon tedavisiyle yetiniyor. Şişman kişilerin male to female yani erkekten kadına cinsiyet değişimi operasyonu geçirmesi için önce zayıflaması gerekiyor. Şişman kişiler için operasyon risk taşıyor. Klinik hem hormon tedavisini, hem psikolojik tedaviyi hem de cerrahi müdaheleyi sağlamak amacıyla kurulan kapsamlı bir cinsiyet hastanesi gibi. Özellikle kadından erkeğe cinsiyet değişiminde, penis oluşturmak için daha geniş hastanelere sevk edilse de, mükemmel penise ilk operasyonla kavuşmak mucize gibi. Bu nedenle, düzeltme ameliyatları bu klinikte yapılıyor.

Cinsiyet değişimi ameliyatı geçiren hastalar belli bir süre sonra sağlıklı bir cinsel yaşama kavuşuyor. Ancak yapılan istatistikler bu kişilerin cinsel yaşamdan çok, ruhsal olarak kendilerini ait oldukları cinsiyete kavuşmalarıyla daha mutlu bir birey olarak görmelerine işaret ediyor.

Cinsiyet değiştiren kişilerde özellikle erkekten kadına geçen kişilerde ses en büyük sorunlardan biri. Kişi görüntü olarak tam bir dişi gibi görünse de ses kalınlığı kalıyor. Bu nedenle konuşma terapisi, bu kişilere yeniden seslerini kullanmayı öğretiyor. Kişinin sesi eski cinsiyetini ele veriyorsa bununda çözümü var..Ses telleri ameliyatı!!

İngiltere’deki yaşayan en yaşlı transseksüel bugün 92 yaşında. Kadın nüfusuna sahip. Cinsiyet değişimi operasyonlarından sonra intihar vakası hemen hemen hiç yok. Kişi yeni cinsel kimliğinde daha iyi iş şartları elde ediyor, para kazanıyor. Kliniklerde, psikolog/psikiyatr, endokronolog, hemşire, cerrah, uzman doktor, konuşma terapisti, yardımcı hemşireler bulunuyor.

Cinsiyet değişimi operasyonları sonrası erkekten kadına dönenler erken emeklilik yakaladığı için seviniyor. Ancak, kadından erkeğe dönenler, emekliliği daha geç almamak için kadın kimlikleriyle emekli olup daha sonra erkek nufüsuna geçmeyi tercih ediyorlar.

Bütün bu ilginç bilgilerin yanı sıra, Türkiye’deki LGBTT kişilerin ve kurumların maruz kaldığı durumları yakından takip eden Dr. Barett, AB üyeliği konusunda çok yol kateden bir ülkenin bu konuya da hassasiyet göstermesinden yana. Annesi daha genç bir kızken Konya’ya İngilizce öğretmeni olarak giden doktor, kültürümüze hiç de uzak değil.

Türk kadını D.O’nun geçireceği phalloplasty(penis oluşturma ameliyatı) nasıl yapılıyor?

İstatistikler, transgender yani cinsiyet değiştiren kişiler içinde  kadından erkeğe geçişin daha az olduğunu ortaya çıkarıyor. Erkekten kadına geçiş cerrahi operasyon olarak daha kolay olmasına rağmen, kadından erkeğe geçiş operasyonları bir hayli karmaşık. Bu nedenle, erkekliğe geçiş yapan transseksüellerde sonuna kadar gidip phalloplasty yani penis oluşturma ameliyatına giren kadın sayısı çok az. Çoğu transseksüel hormon tedavisi ve göğüs aldırma operasyonları ile yetiniyor.

Kadından erkeğe cinsiyet değiştirme ameliyatları şu evrelerden geçiyor:

Göğüs, göğüs uçlarının yakınından açılarak fazla yağ ve doku alınarak küçültülüyor. Ya da hastanın göğüs kafesi durumuna göre tamamen alınıyor. Alınan göğüs uçlarının yerine isteğe bağlı olarak erkeğinkine benzeyen uçlar yamalanıyor.

İyileşme ve hastanede kalış süresi kişiye göre farklılık gösterebiliyor. Daha sonra rahim ve yumurtalıklar alınıyor. Testosteron hormonuyla kilitoris büyütülerek penise dönüştürülüyor. Bu yolla elde edilen penis, ortalama bir yetişkin erkeğin penisinden daha küçük oluyor. Bazı kişilerde isteğe bağlı vajina alınarak, genital organların çevresindeki şişkinlik kaldırılıyor. Vajina ağzı kapatılarak vajina dudaklarından erbezi torbası yapılabiliyor.

Yaklaşık 3 ila 7 operasyondan oluşan phalloplasty ameliyatlarında ise, ön kolun iç derisinden, baldırlardan ya da vücudun yağlı bölgelerinden alınan dokularla, yine kolun üzerinde penis oluşturuluyor.   Bu operasyonda ön kol derisi sinirleri, damarları ve atardamarları ile plastik kateter tüpe bağlanır. Bu oluşum daha sonra kadın idrar yoluna bağlandıktan sonra idrar yolu görevi görür. Klitoriste bağlı sinirler ameliyatdan sonra penisin içinde gelişir. Hastanın durumuna bağlı olarak uzun süren operasyonlar sonrası iyileşme süresi dokuz aya kadar sürebilir. Daha sonra yapay testis implantları erbezlerine yerleştirilir. İktidarsızlık tedavisinde kullanılan sertleşebilir implantlar yeni penisin sertleşmesi için eklenebilir.

Gizlice girdiğim LGBTT toplantılarında neler yapılıyor?

İngiltere’de erkek olabilmek için İçişleri Bakanlığı’ndan ‘ Oturum İzni’ olan ilk Türk kadın D.O’yu ve onun gibi olanları daha iyi anlayabilmek için, İngiltere’de yerel belediyelere bağlı LGBTT servislerinin organize ettiği toplantılara gizlice giriyorum. Gizlice, çünkü bu toplantılar LGBTT dışındaki kişilere açık değil. Zaten, gerek konuşmanız gerek havanız gerek elektriğiniz…Siz bir şey söylemeseniz bile, çok farklı bir dünya..LGBTT kişiler birbirini hemen algılıyor. Straight yani normal kişileri kendilerinden görmedikleri için toplantılara girmesini istemiyorlar. Görünüşünüz ve havanız sizi ele veriyor.

Kendi dünyalarında yaşadıklarını yine kendi içlerinde paylaşıyorlar. İşte gizlice girdiğim ve bir nevi cinsel kimlik değiştirdiğim bu toplantılarda, yine birbirinden ilginç durumla karşılaşıyorum.

Toplantılar farklı kategorilerde oluyor. Transgender yani cinsiyet ameliyatına giren kişiler çok nadir olduğu için onlar bu toplantılarda, ‘ Günün konuğu’ muamelesi görüyor. Erkekten kadına ya da kadından erkeğe geçiş yapanlar, üyesi oldukları cinsiyete ne kadar benzediklerini tartışıyor. Kendini kadın hissediyorsa ne kadar kadına benzediği, erkek hissediyorsa da ne kadar erkek göründüğü çok önemli. Hormon tedavisi görenler bazen arada kalabiliyor. Onlar da zaman zaman gey ya da lezbiyen gibi görünebiliyor.

Bu toplantılarda dikkatimi çeken en önemli nokta, transseksüellerin eşcinsellere yaklaşımı. Eşcinsellerin de transseksüellere daha mesafeli duruşu. Ruhsal dünyalarında bile birbirlerini gizli bir  dışlama sözkonusu.

Cinsiyet değişiminde hormon tedavisi sürecini yaşayanlar ise gerçekten mutlu. Çünkü bu istedikleri kimliğe bir adım daha yaklaşma oluyor.

Toplantılara katılan LGBTT kişiler kendi kişisel deneyimlerini anlatıp, paylaşıyorlar. Bazen Türkiye gibi ülkelerde LGBTT’nin maruz kaldığı muameleler konuşma konusu oluyor. Hatta, Türk kökenli olduğumu söylediğim zaman, Türkiye’deki LGBTT arkadaşlarının iletişim detaylarını vermek isteyenler bile çıktı. Daha önce söylediğim gibi, LGBTT kişiler kendi dünyalarını kurmaya çalışıyor. Toplantıların birinde  2005 yapımı Brokeback Dağı filmi izlendi. Filmdeki eşcinsel kovboyların aşkı, bazı eşcinseller tarafından iç çekilerek seyredildi.

Bu toplantıları organize eden yerel belediye görevlileri de cinsel kimliklerini deşifre etmek istiyorsa, bunda sakınca görmüyor. Hatta, toplantıların birinde Haringey Belediyesi’ne bağlı Eşitlik ve Farklılık Grubu Yöneticilerinden G.G., gey olduğunu anlatırken, neden bu toplantıların önemli olduğuna da dikkat çekti. Hatta ben, G.G ve Türk transseksüel D.O. , G.G’nin isteği üzerine elele tutuşup, sevgi üçgeni oluşturduk. Böylece, dünyanın dört bir tarafındaki LGBTT’lere pozitif enerji gönderdik.

Öte yandan, toplantılara katılan LGBTT yakınları, aileleri ve partnerleri de ayrı toplantılar yapıyor. LGBTT yakınları sevdiklerinin durumunu anlamak için diğer yakınlarla dertlerini paylaşıyor, mutluluklarını anlatıyor.

İşte bu toplantıların birinde kızı  cinsiyet değiştirerek erkek olmak üzere olan yaşlı bir çift, kızları çok kilolu olduğu için göğüs ameliyatına nasıl gireceğinden endişe ile bahsediyor. Toplantıya katılan diğer bir erkek transseksüelin annesi ise, ‘ Önce zayıflasın’ öğütünü veriyordu.

Toplantılarda çaylar, kahveler içiliyor. Kekler yenip, açıklayıcı broşürler dağıtılıyor. LGBTT kişiler kendilerini asla dışlanmış hissetmiyor. Bu da onların dünyası..Demokratik bir ülkede farklı olmanın getirdiği dışlanmayı yaşamadan, farklılığını yaşamak.. Ama hiçbir zaman ‘ Öteki’ olmamak.

Toplantılarda dağıtılan broşürlerde iş yerlerinde eşcinsel ve transseksüellerin nasıl etkin bir şekilde üretime dahil edileceğinden tutun da, aklınıza gelecek her türlü ‘ İnsani yaklaşım’ bilgisi mevcut..İnsanın etkilenmemesi mümkün değil. Hele hele bazı ülkelerde LGBTT ‘lere uygulanan  insanlık dışı muamele göz önünde bulundurulacak olursak !!!!

Hukukçu gözüyle D.O.’nun ve iltica talep eden transseksüellerin durumu

Türkçe konuşan Avukatlar Birliği Üyesi ve Goldsworth Avukatlık Bürosu ortaklarından avukat Baykal Sürük(LLB), Türk kadın D.O.’ya verilen ‘ Oturum izninin’ bir ilk olduğuna dikkat çekiyor. Siyasi, din, dil, ırk ve belli bir gruba bağlılıktan dolayı ülkesinde kötü muamele gören kişilerin iltica taleplerinin değerlendirildiğine dikkat çeken avukat, ‘ Erkek olabilmek için oturum izni alan Türk kadın daha önce duyulmamış bir durumdur’ dedi.

Avukat Baykal Sürük, özellikle LGBTT kişilerin ülkesinde, kötü muamele gördüğünü kanıtlaması durumunda İnsan Hakları’nın ihlali nedeniyle ‘ iltica’ talepleri değerlendirilirken, bu konuda kötü ünleri olan ülkelerin takip edildiğini de belirtti. Avukat Baykal Sürük’e, aklıma gelen şu soruyu soruyorum: ‘ Peki, D.O.’nun durumu Türkiye’deki LGBTT’lerin önünü açar mı?’..Cevap ise tam da düşündüğüm gibi: ‘Türkiye’de LGBTT’lere yapılan kötü muamele ve bu kategorideki kurumların kapatılması, İngiliz basınına sık sık yansıyor. İngiliz İçişleri Bakanlığı, bu gelişmeleri sürekli takip ediyor. Bu konuyla ilgili raporlar hazırlıyor. Türkiye’nin bu konudaki eksikliklerini değerlendiriyor. Ama yine de D.O ‘nun elde ettiği ‘ Oturum izni’ tamamiyle onun kişisel zaferi.  Çünkü, İngiltere’de bile LGBTT kişiler zaman zaman da olsa ev ve iş bulma gibi sıkıntılar yaşayabiliyor. Devlet yardımı için uzun süreler beklemek zorunda kalabiliyor.

 İngiltere Merkez Bankası üst düzey yöneticisinin erkekten kadına dönme sürecini destekledi

Türk D.O ‘nun durumuyla birlikte, İngiltere’de LGBTT kişilerin yaşam biçimleri daha da ilgimi çekiyor. Bu konuyu araştırdıkça  karşınıza farklı örnekler farklı hayat hikayeleri çıkıyor.

Londra’nın ünlü Harley Sokağı’ndaki Face and Body Klinik isimli güzellik salonunun sahibi Sehnaz Shariff, benimle ilginç bir anısını paylaşıyor: ‘ Yaklaşık 10 yıldır müşterim olan bir erkek vardı. Kendisi İngiltere Merkez Bankası’nda üst düzey yöneticiydi. Tavırlarında zaman zaman hissettiğim kadınlık hali beni hiç ilgilendirmedi. Ancak günün birinde bana gelip, ‘ Kadın oluyorum lütfen şaşırma. Bu nedenle estetik tedaviler almak istiyorum’ dedi. Sonrasında, operasyonlar sonucu tam bir dişi oldu. Bir tek sesi kalındı. Operasyonlar sürecinde bankanın kendisine destek olduğunu duydum. Cinsiyet değiştirip kadın olduktan sonra da sosyal standartları değişmedi çünkü hala aynı bankada farklı bir cinsiyetde çalışmaya devam etti’.

Türk Transseksüele cinsiyet değişimi sırasında iş vererek, örnek bir tavır sergileyen iş adamı ne diyor?

Erkek olmak için oturum izni alan Türk kadın D.O. çalışkanlığıyla göz dolduruyor. Ancak, onun cinsel kimlik değişimi sırasında her zaman yanında olan ve Avrupa ülkesinde yaşayan örnek bir Türk işveren olarak dikkat çeken bir diğer isim, Nurettin Koyun. D.O .’ yu ailesinden biri olarak gören ve verdiği mücadelede hep yanında olan vefalı patron, bu konuya duyarsız kalanlara da kızıyor. İnsan Hakları çerçevesinde, bireylerin kendilerini ifade etme özgürlüğü olduğuna dikkat çeken işadamı, D.O. ile ilgili şunları söylüyor:

‘ D.O. bize çalışmak için başvurduğu zaman, görüntüsünden dolayı onu istemeyenler oldu. Hatta, yanımda çalışan elemanların bazıları itiraz etti. Ben kişinin görüntüsüne değil yaptığı işe bakarım dedim. Sonuçta, onun da işe ihtiyacı var. İşini iyi yapıyorsa, neden bir fırsat vermeyeyim? Her neyse, işe başladı. Çok değil, 4-5 saat sonra  itiraz edenlerin fikri tümden değişti.  Çünkü gerçekten çok iyi bir eleman.  İşini en iyi şekilde yapıyor. D.O. bizde çalışmaya başlayınca hemen  dikkat çekti. Onu önceleri istemeyenler sonra aman bırakma çok iyi biri dediler’.

Soruyorum. Peki, D.O.’yu farklılığıyla sorguladınız mı? Cinsel kimliği sizi rahatsız etti mi? Ya da bu kadın ama erkek gibi davranıyor dediğiniz olmadı mı hiç?

İşadamının cevabı ise çok medeni.. ‘ İnanın hiç düşünmedim bile!!. Beni, etrafını, çalıştığı ortamı rahatsız etmeyen, aksine neşe katan biri. Cinsel kimliğinden bana ne? Ben onu, farklı değil normal bir insan gibi gördüm hep. Aslına bakarsanız ne kadın ne erkek hep çok çalışkan ve dürüst biri olarak gördüm. Benim hayata bakışım böyledir zaten.’

Tekrar soruyorum, aslında kendimi tutamıyorum. Cinsiyet değiştiren bir kadın elemanınızın hiç mi fikrini değiştirmek için uğraşmadınız..Merak ediyorum?

Cevap ise, yine aynı kararlılıkta..’ İnanın, D.O. kendi içinde o kadar ne olduğunun farkında ki..Eğitim görmüş, aklı başında biri..Hasta değil ki, fikrini değiştirmek için uğraşayım. Bana düşen, onun hislerine saygı duyup, yanında olmaktı. Tedavi sürecinde yanına gittim, ziyaret ettim. Ameliyat sonrasında merak ettim, ilgimi ve yakınlığı  her zaman gösterdim’.

Ya, penis oluşturma ameliyatı? O da olunca, kadın olan D.O. artık tam bir erkek olacak. Sizle yine çalışabilir mi?

Tabii ki..Eğer, kendi bizle çalışmak isterse memnuniyetle kabul ederiz. Aksini düşünmeyiz bile. Yeter ki o hazır olsun..

Bu arada, D.O. gerçekten çok seviliyor. Çalışma arkadaşları onunla ilgili hikayeleri bana anlatmak için sabırsızlanıyor..Hele, yakışıklı bir garson arkadaşı, nasıl olup da aynı kıza aşık olduklarını paylaşıyor. D.O.’ya kimse kadın gözüyle bakmıyor. O, onların gözünde çoktan erkek olmuş bile..

Türkiye’de olsa bu kadar rahat ve samimi bir şekilde konuşabilirler  mi, düşünmeden edemiyorum. Ama bu, kadın bedenine hapsolan erkek D.O.’nun 33 yıllık yaşamı boyunca verdiği mücadelenin sonucu. Hiç de kolay olmayan bu yolda, düşe kalka örselene örselene, yaralar içinde yoluna devam eden bir yolcu o..O’nun gerçek bedenine kavuşmak için verdiği hukuksal savaş ise literatüre geçecek cinsten. Bu yazı dizisi belki şaşırttı, belki bazılarını kızdırdı. Bazılarını ise bilgilendirdi. Görünen o ki, İngiltere gibi bir ülkede psikologlar ve cerrahlar LGBTT kişilere ruhsal hasta gözüyle bakmıyor. Onların cinsel kimlik sorgulamalarında yanlarında olup tedavi ediyorlar. Ama gerçek olan, eşcinsellerin ve transseksüellerin, toplumun bir parçası olduğu!! Onları dışlamak, küçük görmek, taciz etmek, ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmak. Kanunlar önünde onlar yokmuş gibi davranmak. Günümüze yakışmayan davranış biçimleri. Belki ataerkil, muhafazakar toplumlar  cinsel kimlik arayışlarına hemen kucak açmıyor. Ancak, bu onları inkar etmek anlamına da gelmemeli. Çünkü, eşcinsel ve transseksüel vatandaşlar var. Hep var olacaklar. Belki, gelişmiş ülkelerin yaptığı gibi, onları anlayacak ve topluma kazandıracak, sağlık yapılanması inşa edilebilir. Eşcinsel ve transseksüellerin hayatda kalabilmesi için seks işciliği değil, üretime katkıda bulunan işler yapmasına olanak kılınabilir. Gelişmiş ülkelerde cinsiyet değişimi geçiren kişiler banka müdürlüğü, hemşirelik, serbest ticaret, doktorluk yani aklınıza gelebilecek her türlü iş alanında çalışabiliyor. Yeter ki yaptıkları işleri iyi yapsınlar.

Hem biliyor musunuz, yapılan araştırmalar göre eşcinsel ve transseksüellerin aileleri büyük bir oranla heteroseksüel. Bu nedenle, toplumun kanaat önderlerine iş düşüyor.

Son olarak, bakın İslami rejimin sıkı takipçilerinden İran LGBTT konusuna nasıl bir yaklaşım getirmiş:

İran’da transseksüel devrimi

Tayland’dan sonra cinsiyet değiştirme ameliyatlarının en çok yapıldığı ülkeler listesinde, ikinci sırada yer alan ülke hangisi biliyor musunuz? Hemen söyleyeyim, İran..

İslami rejimin sıkı takipçilerinden İran’ın LGBTT konusuna yaklaşımı da oldukça ilginç. Kimilerine göre ise dini açıdan mantıklı. Hatta, araştırmalarım sırasında konuştuğum dünyanın en büyük Cinsel Kimlik Kliniği Şefi Dr James Barrett’da aynı mantığı savunanlardan. Yani, dinin yasaklamadığı şeyler kabul görülebilir, anlaşılabilir, mantık çerçevesinde onaylanabilir.

Nasıl mı?

İran’da 1978 yılında bir fetva vermeye hazırlanan Ayetullah Humeyni, topluluğun önünden fırlayarak transseksüel haklarına dikkat çeken,  Meryem Hatun Molkara’nın yakarışlarına kulak verir. Feridun’ken, cinsiyet değiştirme operasyonuyla kadın olup Meryem Hatun ismini alan transseksüel, çektiği sıkıntıları Humeyni’ye anlatır. Ayetullah Humeyni’nin transseksüle ılımlı tavrı ülkede yeni bir çağ başlatır. Transseksüelliği bu olayla kabul eden İran’da o günden sonra cinsiyet değiştirme ameliyatları devlet bütçesinden yapılmaya başlar.

Ancak, eşcinselliğe aynı mantıkla yaklaşmayan İran rejimi, eşcinselliği yanı kendi cinsine ilgi duymayı kabul etmediği için, eşcinsellere büyük yasaklar getirmiş. İran’da eşcinsellik hayatınıza mal olabilir. Oysa, transseksüel iseniz tüm yasalar sizin yanınızda. İşte bu nedenle, çoğu eşcinsel İran’da varolabilmek için farklı bir yöne kayarak cinsiyet değiştirme operasyonlarına giriyor.

 

Ayşegül EKİNCİ/LONDRA

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir