Leonardo olmanın dayanılmaz cazibesi

Artık erkekler de ‘ acilen çocuk’ diyor

“ En yakışıklı erkekler listesinde hep üst sıralarda. Onun yakışıklılığı sadece son derece fotojenik olması, tüm zamanların en çok izlenen filminde başrol oynaması, birbirinden farklı karakterlerin üstesinden rahatça gelmesi değil, bozulmayan doğallığı, yitirmediği o çocuksu içten bakışlarında.

Titanik filmiyle gelen şöhretten sonra inişli çıkışlı günler yaşasa da, ailesinin ve aşkın yardımıyla kendine gelen daha doğrusu büyüyen bir adam o.

Küçük yaşta başladığı sinema kariyerinde hak edilmiş başarılar elde eden DiCaprio, salt yakışıklı olarak anılmaktan da şikayetçi. Hollywood’un klasik ‘ Leading man-Baş aktör’ tanımına cuk oturan Leonardo, ismini de annesi Irma’nın çok sevdiği ressam Leonardo DaVinci’den esinlenerek koyduğunu iftiharla söylüyor.’’

Leonardo DiCaprio ile birazdan buluşacağız.

Son filmi, ‘ Inception-Başlangıç’, Hollywood’un bilim kurgu dahisi Christopher Nolan’ın tam 10 yıldır üzerinde çalıştığı nefis bir konu. Başta biraz karmaşık gibi görünse de bilinçaltını ve ‘ rüya’ kavramını müthiş bir teknik, bilgi ve analiz yeteneğiyle sorgulayan, açan ve seyirciye sunan bir film. ‘ Başlangıç’ filmini başka bir güne bırakacağım, çünkü Leonardo DiCaprio olmanın dayanılmaz cazibesini anlatmam gerek!!

Söyleşi yapacağımız odanın önüne varınca içeriden tüm koridora yayılan puro kokusuna bocalanıp, odaya dalıyorum. Leonardo DiCaprio, afacan bir çocuk gibi muzip muzip gülüyor. Titanik filmiyle gelen şöhreti artık sindirmiş, olgun bir adam o.

Çok sevdiği anneannesinin ölümünün ardından nasıl değiştiğini anlatıyor.

‘ Başlangıç’ üzerine konuşurken, konudan konuya geçiyoruz. İlginç bir söyleşinin merdivenlerini birer birer çıkıyoruz.

Aman Tanrım o da ne?

Leonardo DiCaprio da ‘ Baba olmak istiyorum’ diyor.

Nedense, son dönemlerde röpörtaj yaptığım Hollywood’un bekar erkekleri, ‘ Artık çocuk istiyoruz’ itirafında bulunuyor.

Bir zamanlar kadınların itirafı, şimdi erkeklerin de diline pelesenk oldu.

Bakalım, Leonardo DiCaprio sorularıma ne yanıtlar vermiş:

Başlangıç çok farklı bir film. İzleyiciyi şaşırtan, düşündürten bir bilim kurgu filmi. Bazıları için karmaşık olabilir. Bu projeye ‘ neden’ evet dediniz?

-DiCaprio:Christopher Nolan film endüstrisinde zaten çok saygı duyduğum bir isimdi. Filmdeki yetenekli hırsızı oynamam için bu rolü teklif ettiğinde bana senaryoyu gönderdi. Kafasındaki ilk ismin ben olduğumu söyledi. Sana anlattığım gibi, senaryoyu okudukça başa döndüm. Biraz karışık geldi. Ama, Christopher’la o günlerde öyle şeyler paylaştık ki, bu filmde oynamamam söz konusu bile olamazdı. Filmin bir de müthiş kadrosu var. Onlarla çalışmanın da zevkli olacağını düşündüm.

Evet, iki Oscar ödüllü Michael Caine, yine Oscar ödüllü Marion Cotillard ve diğer oyuncular. Peki, onlar da senaryoyu okuyunca sizinle aynı duyguları yaşamışlar mı?

-DiCaprio: Kesinlikle. Sanırım Michael Caine dışında herkes senaryoyu birden fazla okumak zorunda kalmış. Ama ben anlatmayım, hepsi kendi ağızlarından anlatsınlar. Ancak, Christopher’in öncülüğünde olmasak böyle bir film ortaya çıkmazdı. Bu arada Marion Cotillard ile oynamak muhteşemdi. Çok iyi bir oyuncu. Duygularını  iyi ifade edebiliyor. Konuşmadan gözleriyle oynayan bir oyuncu.

Inception çok katmanlı bir film. Filmin içinde aşkı, gerçek aşkı, tanrı aşkını pek çok şeyi sorguluyosunuz. Ya da bunu farkında olmadan yapıyorsunuz. Filmde karı kocanın yaşadığı derin ve çok yönlü tutku dolu aşkı da, Marion’la iyi yansıttığımızı düşünüyorum.

-Aşktan konu açılmışken. Sizce aşk nedir. Aşkta kendimizin dizayn ettiği bir rüya olmasın sakın? Siz tutkulu aşklar insanı mısınız?

-DiCaprio: Çok iyi anlattın. Aşk iki kişilik bir rüyadır. Rüyalar ne kadar sürer? Bilinmez. Bazıları diğerlerine göre daha kısa, bazıları ise daha uzundur. Bazı rüyaları ise sıkı sık görürüz. Ya da gördüğümüzü sanırız.

İki kişi aynı rüyayı görmediği anda aşk da yoktur. Senin de söylediğin gibi belki de bilinçaltımızın dizayn ettiği bir oyun. Tutkulu aşklara gelince akrep burcuyum. Bu bir şey anlatıyor mu bilemem? Ama gündelik ilişkilere inanmam. Sevdiğin zaman tam seveceksin.

Aşktan, tutkudan konuşurken bu kadar şöhretliyken normal bir yaşam sürebiliyor musunuz?

-DiCaprio: Normal yaşam sürüp sürmemek sizin elinizde. Ayaklarınız yere basmıyorsa, nerede niye olduğunuzu anlamazsanız her şey mümkün. Ben de bir çok şey yaşadım. Ama geldiğim noktada artık ne istediğimi biliyorum. Bir de anneannemi kaybettim. Onu çok severdim. Onun yokluğu beni derinden etkiledi. Artık aile kurup, baba olmak istiyorum.

Tüm zamanların en yakışıklı aktörlerinden birisiniz. Peki, ya gençken. Okul yıllarında da çok popüler miydiniz?

-DiCaprio: İnanmayacaksın ama sınıfın en çelimsiz en kısa öğrencisiydim. Öyle havalı filan da sayılmazdım. Öğretmenlerin beni görmesi için parmak kaldırdığımda dikkat çekebilmek için uğraşırdım. Kalabalık gruplar arasında da fark edilmek için zıpladığımı bilirim.

Ama bunlar beni rahatsız etmezdi. Çok iyi bir ailem vardı. Onlardan çok ilgi ve sevgi gördüm. Özellikle annem, benimle çok ilgilendi. Sanırım bu yüzden o zaman ki çelimsizliğimi çok dert etmedim.

Tekrar Inception’a geri dönersek..Film çok etkileyici ve düşüncüleri harekete geçiren bir film. Böyle bir filmde oynamak size nasıl geldi?

-DiCaprio: Inception müthiş konusu olan bir film. Tanıdık konulardan  sıyrılıp, sizi düşündürten ve sorgulama mekanizmanızı harekete geçiren katmanları var. Bunu, Christopher Nolan’ın filmlerinde buluyorsunuz. Tabii yoğun çekimlerden sonra bende de bazı izleri kalmadı değil. Mesela daha önce yapmadığım bir şey, kendimi sabah uyandığımda rüyalarımız analiz ederken buluyorum. Rüyalarımı sabahları uzun bir süre düşünüp, kurgulamaya başladım. Şimdilik bu iyi bir şey mi yoksa kötü mü bilmiyorum. Ama otomatik olarak yapıyorum. Son zamanlarda çok yoğun karakterler oynuyorum. Bu da bana terapi gibi geliyor.

Şimdi ben bir kurgu yapıyorum: ‘ Ortak bir rüya görmenizi sağlayıp, bilinçaltından fikir çalmayı ya da fikir ekmeyi mümkün kılacak bir makine yapılabilir mi? Kötü niyetli kişiler ya da örgütler böyle bir projeyi sizin filminizden çalabilir mi?

-DiCaprio: Lütfen bu soruyu Christopher’a da sor. Doğrusu neden olmasın? Baksanıza 100 yıl önce dünyada şu an yaşanan olaylarla, gelişmelerle ilgili şeyler konusunda fikrimiz yoktu. Ama, neler oluyor. Ve artık hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Bu fikri de çalabilirler, sonuçta cazip bir fikir.

Peki, ya sizin rüyalarınız. Hayal kurar mısınız?

-DiCaprio:Doğrusu çok büyük hayallerim yoktur. Bazı insanların büyük hayalleri vardır. Ben onlardan biri değilim. Hayaller gerçekleşmeyince kötü oluyorsunuz. Düş kırıklıkları ise insanı yaşlandırıyor. En büyük hayalim çalışmaya devam etmek.

Ya en kötü düşünüz?

-DiCaprio:Hayattaki varlığımın artık bir anlam ifade etmemesi. Sanırım bundan kötü bir şey olamaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir