Oscarlı ünlü yıldız Hürriyet’e konuştu: ‘ 50’sinde hayat daha kolay’

Oscar ödüllü ünlü aktris, senarist ve yapımcı Emma Thompson, Londra’da biraraya geldiği  Ayşegül Ekinci’ye, ‘ 40’dan sonra aşık olmak tehlikeli ve riskli. Ama, hayat 50’sinde daha kolay’ dedi.

Howards End, Aşk ve Yaşam(Sense and Sensebility), Günden Kalanlar( Remains of the Day), Aşka Son Şans(Last Chance Harvey) gibi unutulmaz filmlere, oyunculuğuyla hayat veren, dünya sinema endüstrisinin en saygın aktrislerinden Emma Thompson, senaryosunu yazıp, başrolünü oynadığı son filmi Nanny Mc Phee Büyük Patlama’nın kamera arkasını anlatırken, kendisiyle ilgili ilginç itiraflarda bulundu.

‘ Nurse Matilda’nın yazarı Christianna Brand’ın yarattığı karakterlerden esinlenerek, kurgulanan Nanny McPhee, 2005 yılında çekilerek ertesi yıl 2006’da aile komedisi olarak gösterime girdi. Universal Pictures-Working Title Films’in ortak yapımı olan, Nanny Mc Phee Büyük Patlama ise ilk filmin devamı niteliğinde oldu.

 

Yaramaz çocuklarınıza söz geçiremiyorsanız, bir de bakmakla yükümlü olduğunuz bir işiniz ve çifliğiniz varsa ne yaparsınız? Hele, hele ‘ Çocuk bakıcısına en son ihtiyacı olduğunu düşünen’ annelerden biriyseniz. En çok ihtiyacınız olduğu anda ama siz istemeden kapınızda çirkin, yüzünde kocaman kara benleri olan bir dadı belirirse, ne yapardınız?

Tüm ailenin birlikte seyredebileceği bir komedi filmi olan Nanny McPhee Büyük Patlama, anne-dadı ilişkisini öyle değişik biçimde ele alıyor ki, aynı zamanda dadıların ne kadar önemli olduğunu kavrıyorsunuz.

‘ Senaryoyu kendim için yazdım’ diyen Emma Thompson ve Bafta ödüllü yönetmen Susanna White, film için Maggie Gyllenhaal, Rhys Ifans ve Maggie Smith gibi önemli isimleri biraraya getirdi.

Emma Thompson: ‘Senaryoyu yazarken çok eğlendim’

Ellisini geçen ünlü aktris Emma Thompson, Hollywood’un neştersiz güzellerinden. O’nun güzelliği, derinlikle birleşen farklı bir karizma. Kendisinden çok emin, son derece rahat neredeyse sıfır kompleks bir star. Aslında, ona sormak istediğim çok şey var, ama konuşmamız zaten daha başından ilginç.

– Sinema endüstrisinde ellisinden sonra varolabilmek ne kadar kolay? Ya da ne kadar zor?

Emma T: Size şu kadarını söyleyim, hayat 50’sinden sonra daha kolay. Bu her anlamda öyle. Mesleki anlamda da kendini 50 yaşına kadar zaten ispat etmiş oluyorsun. Eğer, 50’sine kadar kendini ortaya koyamamışsan zor. Benim için hayat 50’sinde kolaylaştı. Artık kendimi ispat etme gibi bir baskı hissetmiyorum. Mesela, Nanny McPhee’yi çektikten sonra eşim ve çocuğumla, İskoçya’da çiftliğe gittik. Ve, yaşlı çiftler gibi koltuklara gömülüp, yedik içtik. Bir ara filmdeki dadı gibiydim!!!(Gülüyor

Ama, aşka gelince aynı şeyi söyleyemem. Kırkından sonra aşık olmak gerçekten riskli bir durum. Gençken hayal kırıklıklarının altından kolayca kalkabiliyorsunuz ama olgunlaştıkça durum değişiyor. Yaşadığınız hayal kırıklıklarında kendinizi sorgulayıp, kendinize haksızlık ettiğiniz olabiliyor.

-Anne olmak, kariyer yapmak, kendine bakmak, evi çekip çevirmek. Bunlar bana hiç kolay gelmiyor. Hepsini yapabilirim diyenler sanki ‘ kandırmaca’ yapıyor. Sizin de çocuğunuz var. Ve eminim çok yoğunsunuz. Yardım alıyor musunuz?

EmmaT: Sana yüzde yüz katılıyorum. Kadın olarak yardım almadan bunca işin altından kalkmak hiç de kolay değil. Ben de tabii ki yardım alıyorum. Çocuğuma gerekli vakti ayırıyorum ama önceliklerim var. Çocuğumla ilgili konularda, evişlerinde yardımcımdan yararlanıyorum. Yoksa, bunca işi yapıp sağlam kafayla üretmek mümkün değil.

Filmin senaryosunu yazarken, binlerce fikir kafamdan geçti. Filmde bir çok mesaj verdik. Bu mesajlar sadece çocuklara değil büyüklere de. Ailelere de.

-Nanny Mc Phee, filmin başında çirkin bir dadı. Olaylara müdahale etmek için bastonunu yere vurduğu an ışıltılar çıkıyor. Çocuklara, öğrenmeleri gereken 5 dersi verdikçe, bir bakıyoruz dadı güzelleşmeye başlamış. Filmin sonunda, sizin şu andaki halinizi görüyoruz. İçteki değişimi  dışa vuruyor adeta. Bunu özellikle mi yaptınız?

Emma T: Bunu görebilmene sevindim. Filmi seyreden herkes kavrayamıyor. Ben bu içsel yolculuğun dışa yansımasını, mitolojideki sembollerden esinlenerek yaptım. Film her ne kadar aile komedisi olsa da, farklı boyutlarda farklı kaygıları var. Dadı, çocuklara çok şey öğretiyor. Ve öğrettikçe, paylaştıkça o da kendi çirkinliğinden sıyrılıp, güzelleşiyor. Öyle değil midir zaten?

George Eliot isimli bir yazar, şair vardı. Güzel bir kadın asla değildi, ancak sizi zekasıyla ve karizmasıyla büyülerdi. Odaya girdiği anda kimsenin ilgisini çekmezdi, ağzını açtığı an ise o çirkin kadın gider yerine güzel bir kadın gelirdi.

Emma Thompson: ‘ Kuvvetli hikayeleri seviyorum’- – –

Yaptığınız filmlerde birbirinden farklı karakterlere adeta ruh veriyorsunuz. Her aktör ya da aktristin, rolüne hazırlanma yöntemi farklı. Sizin ki?

EmmaT: Sinemayı çok heyecan verici buluyorum. Kendimi sinemada çok iyi ifade edebildiğimi hissediyorum. Bunun özel bir tarifi yok benim için. Kuvvetli hikayeleri seviyorum. Zorluklara teslim olan insanları oynamayı pek sevmiyorum. Gündelik yaşamımda da çevremde böyle insanların olmasını istemem.

İçinde umut olan, güçlü karakterleri oynamayı seviyorum. Karakter olarak da, zorluklar karşısında ezilen değil, gülüp geçen biriyimdir.

Nanny Mc Phee çok eğlenceli bir film. Film için İskoçya’da bir çiftlik yaratılmış. Peki, filmle ilgili aklınızda kalan en ilginç şeyi sorabilir miyim?

Emma T: Aman Tanrım, yüzlerce küçük domuzcuk. Bir de domuz yavruları çok çabuk büyüyormuş. Bunu da öğrendim. Lord of The Rings’in makyaj artisti, bu küçük domuz yavrularına bir bir makyaj yaptı. İnanabiliyor musun? O yavrulara, tek tek benek kondu. Hayvanlarla çalışmak çok kolay değil tabii. Özellikle ineklerle çalışmak. Domuzlar da geceleri çok ses çıkarıyor.

Unutamadığım şey ise, filmde kullandığım o plastik koca burun. O burun yüzünden havasız kaldım. Ve panik atak oldum. Bunu üzerimden atmak da zaman aldı. Şimdi rahatım.

Maggie Gyllenhaal:Oskar’a aday olmak güvenimi artırdı’

Crazy Heart(Çılgın Kalp) filmiyle Oskar ödüllerine aday gösterilen Maggie Gyllenhaal, aday olmaktan çok memnun. ‘ Oskar adaylığı haliyle güveninizi artırıyor’ diyen Gyllenhaal, Nanny McPhee Büyük Patlama’yı çevirirken çok etkilenmiş. ‘ Üç çocuk, savaş ortamı, yalnızsınız, koca bir çiftlik. Ve benim yardıma ihtiyacım yok diyorsanız, yalan söylüyorsunuz’ diyen aktris, sorularımı şöyle yanıtlıyor:

Nanny McPhee’deki dadı ve anne Mrs Green çok farklı karakterler, değil mi?

Maggie G: Evet. Mrs Green feminen bir kadın. Uçuk renkleri seviyor. Giyinmeyi, kendine bakmayı seviyor. Kadınlığıyla barışık. Onu film boyunca muhteşem kıyafetler içinde görüyoruz. Bir de güçlü bir kadın. Zaten bu yüzden çocukları konusunda yardım almayı reddediyor.

Dadıya gelince, o da çirkin görüntüsünün altında aslında içinde iyilik olan bir karakter. Sert ve disiplinli. Sert karakterinin altında yumuşak ve toleranslı bir yönü de var. Film boyunca, iki kadının değişik yönleri örtüşüyor. Aslında, hem çocukları hem de birbirlerini eğitiyorlar.

İngiliz köylü kadını canlandırmanız kolay oldu mu?

Maggie G: Eski dönemlere ait filmler seyrettim. Ama, çok iyi bir oyuncu koçum vardı. Beni çok iyi eğitti. Yapmam gereken aksanımı değiştirmek oldu. Onu’da kısa sürede hallettim. Çok keyifli, son derece zevk aldığım proje oldu. Bir de Emma Thompson ile çalışmak çok büyük ayrıcalık. Benim için çok özel bir deneyimdi. Kendimi şanslı hissediyorum.

Ya, Oskar ödülleri? Beklentiniz neydi? Ödüller açıklanınca ne hissettiniz?

Maggie G: Öncelikle, Oskar’a aday gösterilmek çok güzel bir duygu. Crazy Heart filmiyle gurur duyuyorum. Yaptığım işten çok beğendiğim bir rolü aldım. Çok kendini göstermeyen, sakin bir roldü.

Oskar’a aday gösterilmek, hakkınızda konuşulmak tabii ki bir oyuncu olark güveninizi artırıyor. Açıkcası bundan sonra daha şeçici olabilirim.

Filmin konusu

Bayan Green, savaşa giden kocasının ardından Norman, Megsie ve Vincent adlı üç çocuğuyla, koca çiftlikte yaşamaktadır. Bir yandan üç afacanın birbiriyle kavga etmesi, diğer yandan savaşa giden eşinden aylarca haber alamamak, genç kadını perişan eder.

Genç kadının mücadelesi, kayınbiraderi Phil’in, aile çifliğinin kendisine ait olan kısmı satmak istemesiyle artar. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi erkek kardeşinin kendini beğenmiş oğlu ve kızı, çiftlikte yaşamak için Green Ailesi’ne katılır.

İşte tam bu sırada, çiftliğin kapısında dadı Mc Phee belirir. Dadı, istenmediği ama kendisine en çok ihtiyaç olduğu anda ailenin yardımına koşacaktır. Bir de öğreteceği beş ders vardır.

 

Ayşegül EKİNCİ/LONDRA

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

PAYLAŞ: 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email