The Prestige-Scarlett Johansson,Michael Caine ve Chris Nolan

The Prestij filminin perde arkası, Londra galası ve oyuncularla röpörtajlar

Sihirbazlar aleminin bilinmeyen yönleri ve bitmeyen bir hırs kavgası: “ Prestij ”

Sinema tarihinde bazı konular var ki çok işlenmez işlense de çok akılda kalmaz. “ Memento”, “ Insomnia” ve “ Batman Begins” filmlerinin başarılı ve genç direktörü Christopher Nolan(sadece 36 yaşında), genç yaşından beklenmeyecek bir uslüp ve olgunlukla bu konulardan birine el atıyor: Sihirbazlar alemi.

Dünyanın neresine giderseniz gidin en ufak bir sihir şovu bile yedisinden yetmişine etkiler hepimizi. Merak ederiz ‘ acaba bu şapkadan tavşan nasıl çıktı ya da elinden mendili nasıl farkettirmeden yok etti?’ diye. Kafamızı yorsak da çözüm getirememek sihirbazlara daha bir farklı bakmamıza sebepdir. Sadece hokus, pokus değil bu sihirbazlar dünyası. Bu dünyanın da ortak bir dili, konuşulanı ve konuşulmayanı var. İşte Christopher Nolan, kardeşi Jonathan Nolan’ın beyazperdeye uyarladığı “ The Prestige-Prestij” filminde ilk defa bu kadar detaylı bir gözlem aktarıyor seyirciye. Bu öyle bir gözlem ki aslında tüm şov dünyası için geçerli..Ve öyle ustaca detaylarla gözgöze geliyorsunuz ki birbiriyle kıyasıya mücadele eden iki sihirbazın tüm yaşamına dalıyorsunuz birden. Merakla. Sinemanın koltuğuna adeta gömülerek, zamanın nasıl geçtiğini farketmeden.

“ Prestij” filminin Londra galası çok hareketliydi. Leicester Meydanı’nı dolduran yüzlerce hayran her ne kadar güzeller güzeli Scarlett Johansson için bekliyor gibi gözükse de dakikalar ilerleyip, sinema endüstrisinin ikonlarından biri olan Michael Caine galaya gelince aslında kalabalığın bu dev oyuncu için beklediğini anlıyoruz. Scarlett Johansson, pembeye boyattığı saçlarıyla gazetecilere poz verirken İngiliz sihirbazlar da kalabalığın ve davetlilerin arasında sihir şovları yapıyor. Görülmeye değer bir tablo çıkıyor ortaya. Bir yandan o meşhur sandığa girip kılıçla ikiye kesilme gösterisi, diğer yandan kutudan çıkan ve Leicester Meydanı’nda havada uçan kuşlar. Filmde, hırs ve şöhret için bir çok hayat mahfolurken, flm oyuncularına da bir bir soruyoruz. “ Acaba, fazla hırs ve şöhret için nelerden vazgeçebilirler?’diye. Galada konuştuğumuz Scarlett Johansson filmdeki rolünü çok sevmiş bakın ne diyor:

AEkinci: Filmdeki Olivia karakteri önce sevdiği adamın yanında, şovlarda ona yardım ediyor.Sonra da sevdiği adam için rakibine gidip iş istiyor. Gerçek hayada böyle birşey yapar mısınız?

Scarlett Johansson: Filmde canlandırdığım karakter Robert Angier’le çalışmaya başlayıp sihirbazlar alemine girince, bu dünyaya çok yakın olduğunu keşfediyor. Zaman içinde yakışıklı ustasına da aşık oluyor. Bir gösteride ölen karısını unutamayan adam ise yanıbaşındaki genç kadının sevgisini farketmiyor. Ya da farketse bile mesleki hırsı onu neredeyse esir alıyor ve sevgilisini  rakibine adeta kendi elleriyle teslim ediyor. Çok şiddetli bir durum, gerçek yaşamda beni göremeyeck bir adama karşı duygularımı kontrol ederdim. Ama filmlerde hep karmaşık hisler işlenir.Seyircide hikayenin içinden çıkamaz, bu da öyle bir durum.

AEkinci: Filmde çok güzel kostümler giyiyorsunuz. Bu kostümler sizde kaldı mı?

Scarlett Johansson: İyi ki hatırlattınız. Çünkü kostümleri istemeyi unuttum(Kahkahalarla gülüyor). Aslında ben 21’ci yüzyılda yaşamamalıymışım. Eski döneme ait kıyafetleri, hatta makyaj tarzlarını çok beğeniyorum. Filmde dönem itibariyle kat kat elbiseler, büstiyerler giyiyorum. Ve filmdeki kostümler gerçekten çok güzeldi.

AEkinci: Filmde sizi en çok etkileyen ne oldu? Şöhret için nelerden vazgeçerdiniz?

Scarlett Johansson: Konu itibariyle çok ilginç bir konu. Bana teklif yapılınca çok da düşünmedim. Kadro ise muhteşem bir kadro, bu arada İngiliz aktörlerle çalışmak çok zevkli oluyor. Burada da  çok arkadaşım var. Ama herşeyden önemlisi flmin konusu beni çok çekti. İnsanların şöhret ve hırs için bütün yaşamları boyunca uğraşması, sonunda yapayalnız kalmaları tüyler ürpertici. Fazla hırs hiç de iyi birşey değil.Şöhretli olmaya gelince ise zaten yeterince bedel ödenmiyor mu, bunun daha fazlası ya da azı yok bence.Herkes kendi adına bir bedel ödüyor mutlaka…

Michael Caine “ Beni Türkiye’ye Ahmet Ertegün davet etmişti”

“ The Prestige” filminin usta İngiliz oyuncusu Michael Caine adeta ders veriyor, hem dünya basınına hem de diğer oyunculara. Sinema tarihinin unutulmaz oyuncularından biri olan Caine, yıllardır şöhretin doruğunda olmasına rağmen mütevaziliğinden hiç ödün vermiyor. “ Ben fakir bir ailenin çocuğuydum, evlendiğim zaman 4 bin Sterlin borcu olan bir adamdım” itirafını yapan Michael Caine o günleri unutmamış. Şöhreti yakalayıp, para kazanmaya başladıktan sonra tüm aile bireylerini ev sahibi yapmış.

Prestij filminin Londra prömiyerinde Hürriyet’e konuşan Michael Caine, sorduğum sorulara gerçek bir beyefendilik ve insanın içine işleyen bir samimiyetle cevap veriyor.

AEkinci: Bu filmde farklı bir rolünüz var. Siz ana karakterlerin arasında çok fonksiyonel bir roldesiniz ama aslında tam anlamıyla başrolde değil. Prestij filminde oynamaya nasıl karar verdiniz?

Michael Caine: Christopher Nolan’la daha önce birlikte çalışmıştık. Bu nedenle bu filmde de onla çalışmak keyif olur diye düşündüm. Aslına bakarsanız, benim yaşıma ve pozisyonuma gelince istediğinizi seçme şansınız oluyor. Eh, bunu da kullanmak normal galiba. Bir de hikaye gerçekten çok iyi. Sihirbazlık aleminin içinde aslında şöhret adına yapılan bir çok yanlış adıma da gönderme yapıyor. Bu filmde başrol oynamaya gelince, aslında benim oynadığım Cutter karakteri, seyircinin taa kendisi. Zaman zaman anlatıyor, konuya dahil oluyor yeri gelince de sırtını koltuğuna yaslayıp gelişmeleri sessizce izliyor. Cutter, aslında konuya birebir tanık olan ve karar veren karakter. Bence en güçlü karakter Cutter.

AEkinci: Filmde değişik aksanlar kullanılıyor.Sizde normal konuşma dilinizden farklı bir aksanla çıkıyorsunuz karşımıza. Çekimler boyunca böyle konuşmak zor oldu mu?

Michael Caine: Ben, Londra’nın Elephant Castle bölgesinde yetiştim. Eğer Londra’da yaşıyorsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Burası konum itibariyle zaten düşük sınıfa ait bir çok aksanı barındırıyor. Gençliğim farklı aksanları olan diğer gençlerle geçtiği için, zaten tiyatroda da değişik aksanları rahatlıkla oynadım. Çekimler boyunca “ Cockney- Doğu Londralı” aksanına kendimi öyle bir kaptırmışım ki, bazen eşim beni uyarıyordu.

AEkinci: Filmin kadrosuyla da sıkı bir diyalogunuz olduğunu duydum. Aslında film çekimlerinde böyle kadroyla diyalog sağlam olunca, herhalde daha zevkli geçer zaman?

Michael Caine: Kesinlikle her nekadar aksini iddia eden olsa da öyle değil.Düşünsenize bazı filmler için aylarca senaryo gereği evinizden uzaktasınız. Bir de elektrik olarak uyuşmadığınız sizi zorlayan, sinirlerinizi geren kişilerle çalıştığınızı düşünün. Gerçekten çok zor, çünkü çekimler boyunca rol gereği birarada olmanız gerekse neredeyse 24 saat yanyana olduğunuz oluyor.

Prestij ekibi gerçekten harikaydı. Scarlett çok tatlı ve olgun bir kız, Christian ve Hugh zaten çok iyi oyuncular, David Bowie’de benim kadar eski neredeyse. Andy’e gelince onu da Londra’dan tanıyorum.Geriye pek fazla kimse kalmadı zaten.

AEkinci: Filmde şöhret için kendinden geçen, yapılan hatayı affetmeyen ve yaşamları boyunca kıyasıya savaşan iki sihirbaz var. Ama sonuçta, bir şov dünyası var. Siz de şöhretli biri olarak, neleri hırs yaptınız şimdiye kadar? Ün için nelerden vazgeçebilirsiniz?

Michael Caine: Daha önce de belirttiğim gibi şöhreti biraz geç yakaladım.Daha doğrusu şöhreti değilde başarıyı. Çünkü sinemadan önce tiyatroda oynuyordum. Kulaklarım biraz az işitiyor diye çok azar işittim. Daha sonra da, tiyatro salonunu dolduran en arka koltukta oturan seyircinin bile duyabileceği kadar bağıra bağıra konuşmayı öğrendim. İnsan nereden geldiğini hiç unutmamalı, yoksa bir gün o şöhret olmazsa kendini  çok yalnız hissedebilir. Ben meslek hayatım boyunca, bunun bir meslek olduğunu bilerek yaşadım. Aile hayatına hep değer verdim. Ailem de bana sevgi verdi. Tabii ki hayranlarınızın sizi sevmesi kucaklaması çok güzel ama çok fazla hırs inanın tehlikeli. Sizi ve çevrenizdekileri yokedebilir.Bu nedenle hiçbir zaman çok büyük hırslarım olmadı, Tanrı da bana yardım etti.

AEkinci: Türkiye’de de çok hayranınız var.Onlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Michael Caine: Bundan beş yıl önce Ahmet Ertegün beni, eşimle birlikte Türkiye’ye davet etti. İstanbul’a gittik. Çok beğendik. Masal gibi gelmişti. Ahmet’de dünya harikası bir adamdır, Yakın dostumdur(Bu röpörtaj yapıldığı zaman Ahmet Ertegün hastahanedeydi). Umarım iyileşir de bizi tekrar Türkiye’ye davet eder. Bu sefer güneye gitmek istiyoruz.

Chris Nolan “ Sinema tarihinde akılda kalan sihirbazlık filmi yoktu. Bu nedenle bu filmi çekmeye karar verdim

The Prestige filminin genç yönetmeni Christopher Nolan ise filme çok farklı bir açıdan bakıyor. “ Sinema tarihinde akılda kalan bir sihirbazlık filmi yoktur” fikrinden yola çıkan Nolan, akıl oyunlarıyla dolu, güçlü bir kadrosu olan ve sinema tarihinde akıllarda kalacak bir sihirbazlık filmi çekmek istemiş. Filmin perde arkasına ilşkin sorulara tek tek cevap veriyor yönetmen.

AEkinci:The Prestige filmi kadrosu itibariylede ilgi çekici. Kadroya nasıl karar verdiniz?

Chris Nolan: Tüm oyuncular neredeyse daha önce birbiriyle oynamış, ben de bazı oyuncularla daha önce film çektim. Christain Bale ve Michael Caine ile birlikte Batman Begins’de çalıştık. Scarlett, Olivia rolü için aklıma ilk gelen isimdi. Ben flmin kadrosundan çok memnunum. İstediğim her oyuncu role evet diyerek projeye dahil oldu. Hatta, yeni doğan çocuğum da filmde oynadı. Çok keyifliydi. İlerde benden bu küçük ama rızası dışında gelişen rolü için para ister mi bilinmez ama çok keyifliydi.

AEkinci: Peki sizin şöhret için sınırınız ne?Bu soruyu fimin oyuncularına tek tek soruyorum?

Chris Nolan: Sanırım kimse çok marjinal bir yanıt vermemiştir. Şov dünyasının içinde, görsel işlerle uğraşıyorsanız ister istemez ciddi bir rekabet ortamı oluşuyor. Ne kadar fazla hırsa kapılmayım deseniz de, bazen kendinizi inanılmaz olayların içinde buluyorsunuz. Sorunuza yanıt olarak sınır demeyelim de, yapacaklarım aile hayatım ve vicdanımla sınırlıdır diyelim. Ama hırslı bir insanım.Başarıya giden yolun bir kavşağı da hırsdan geçer. Bilmem, bu yanıt sizi tatmin etti mi?

The Prestige gerçekten akıl oyunlarıyla dolu, yönetmen Christopher Nolan’ın tam düşlediği gibi bir film olmuş. Sinema tarihinde kalacak bir sihirbazlık filmi. Ben, sihirbazlık şovlarında kaybolan kuşların hikayesini bilmezdim ama çocuk yaşlarımdan beri merak da ederdim. Prestij filmini seyredinceye dek kimseden net bir yanıt alamamıştım. Michael Caine o usta oyunculuğuyla izleyiciye  merak edilen yanıtlar veriyor…Hem Cutter karakteriyle, hem de söylediği gibi kendini seyirci yerine koyarak.

 

Ayşegül EKİNCİ/LONDRA

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

PAYLAŞ: 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email