Mr Big: ‘ Türk kadınları çok güzel’

SJP: ‘ SATC2 Müslüman karşıtı değil’

Arkadaşımız Ayşegül Ekinci’ye verdikleri özel röpörtajlarda iddialara yanıt veren,  Sex and The City2’ nin oyuncuları ve yönetmeni: ‘ Biz, Müslüman karşıtı bir film yapmadık. İddialar son derece gereksiz. Böyle birşeyin gündeme bile gelmesi şaşırtıcı’ dedi.

Dünya çapında 415 dolar hasılat elde eden ilk filmin hikayesine kaldığı yerden devam eden, ‘ Sex and The City2’ filminin başrol oyuncuları Sarah Jessica Parker başta olmak üzere, Mr Big lakaplı Chris Noth ve Kim Cattrall, film vizyona girer girmez çıkan ‘ Müslüman karşıtı bir film yapılmış’ iddialarına yanıt verdi.

Filmde ve aynı adlı dizide Carrie, Samantha, Charlotte ve Miranda’yı canlandıran oyuncular, iddilara çok şaşırdıklarını belirtirken, ‘ SATC artık başka şehirlere başka kültürlere taşınan ve karşılaştırma yapan bir açıyla izleyiciyle buluşuyor. Başka bir kültürü ya da dini küçümsememiz mümkün değil’ dediler.

1998-2004 yılları arasında tam 6 yıl ekranlarda kalan ‘ Sex and The City’ dizisi kısa sürede yıldızlarıyla birlikte fenomen oldu. 94 Bölüm yayınlanan dizi Carrie, Samantha, Miranda ve Charlotte adlı New York’lu dört modern ve kariyer sahibi kadının hayatını mercek altına aldı.Kentli kadının aşk ve sekse bakışını komedi tarzında işleyen dizi, aynı zamanda bu kadınların gerçekte hayatdan ne beklediklerini de anlatıyordu.

Köşe yazarı olan Carrie Bradshaw’un gazeteci maaşını aşan inanılmaz ayakkabı ve çanta koleksiyonu, orta yaşlı Samanta’nın sekse düşkünlüğü, Charlotte’nin tedaviyle bebek sahibi olma yolunda yaşadıkları, Miranda’nın kariyer ve bebek arasında sıkışıp kalması kısa sürede hayatımızın bir parçası oluverdi.

Sex and The City dizisi, SJP’a 2004 Emmy Ödülleri’nde en iyi kadın oyuncu ödülü, Cynthia Nixon’a en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü getirdi. SJP’nin dizi boyunca elinden düşürmediği Jimmy Choo çantalar, Dolce Gabbana ayakkabılar, Halston imzalı elbiseler, birbirinden ilginç tasarım harikası kıyafetler günlerce konuşuldu.

SATY filminin ilkinin başarısının ardından ikincisini çeken yönetmen Michael Patrick King, ‘ Parti devam edecek’ dedi.

Filmin ünlü oyuncuları, SATY başarısından kendi paylarına düşen hikayeyelerini de tüm samimiyetleriyle anlattılar.

Mr. Big:

 ‘Bakışlardan rahatsız oluyorum’

Yakışıklı oyuncu Chris Noth, Sex and The City’de güçlü ve karizmatik Mr. Big’i yani John James Preston’u oynamadan önce yine tanınan bir aktördü. Ancak, dizide modern kadının bir ayrılıp bir barıştığı ‘özel erkek’ karakterini üstlenince, ünü sınır tanımadı. Chris Noth şimdilerde, dünyanın en seksi erkekleri arasındaki yerini istikrarlı bir şekilde koruyor.

SNTC2’yi çevirmeden önce, İngiliz basınına hayli kilo almış haliyle yansıyan ve ti’ye alınan Chris Noth, ciddi bir kilo vermiş. ‘ Boğazdan kısmadan kilo vermek zor’ diyen aktör, düzenli olarak spor yapıyor.

Chris Noth, Türk olduğumu öğrenince röpörtajımız, Türkiye’den başlıyor.

Türkiye ile ilgili neler söyleyeceksiniz? Türkiye’ye gittiğinizi biliyorum. Nasıl buldunuz ülkemi?

Chris Noth: Türkiye’ye iki kere gittim. Bunlardan biri fotoğraf çekimleri içindi. Ülkenize bayıldım. Ama, öncelikle şunu söylemeliyim, Türk kadınları gerçekten çok güzel. Kendilerine has özellikleri olan farklı bir ırksınız.

Türkiye hem batıya hem de doğuya hitap ediyor. Tarihinizi korumuşsunuz. Türkiye’de hem Avrupa’yı hem de Asya’yı gördüm. Medeniyetlerin birleşmesi çok güzel ve heyecan verici bence.

SATC fenomen oldu. Bu projeye başlarken bu noktalara geleceğinizi tahmin ediyor muydunuz?

Chris Noth: Kesinlikle hayır. Hepimiz için  tam bir süpriz oldu. Proje ilginç bir projeydi ama başlangıçta bu kadar büyüyeceğini  tahmin bile edemezdik. Herhalde, ben dahil hepimiz şaşkınız.

SATC’nin vazgeçilmez erkek karakteriydiniz. Şimdi, Carrie’nin eşi oldunuz. Hem dizide hem filmde güçlü, tutkulu, karizmatik ve doğru kararlar veren ne istediğini bilen adamı oynuyorsunuz. Tabii ki tüm kadınlar size bayılıyor. Bu nasıl bir duygu?

Chris Noth: Böylesine önemli bir projede ana erkek karakteri oynamak her aktörün isteyeceği bir şey. Tabii ki çok memnunum. Ama madalyonun diğer yüzü farklı. Hayatım öyle mercek altında ki. Eskiden ben insanları inceleyip, gözlerdim. Şimdi, sürekli incelenip, takip edilen benim. Bir de çok kötü birşey var. Artık herkesin elinde bir cep telefonu, her telefonun kamerası. Herkes kendini paparazzi zannediyor. Hiç beklemediğiniz yerlerde, fotoğrafınız çekiliyor. İnsanlar dedektif gibi oldu.

-Peki, ya şu iddialara ne diyeceksiniz? Siz, Müslüman karşıtı bir film mi yaptınız?

Chris Noth: Ben bu iddilara gülüyorum. Böyle birşey olabilir mi? SATC’nin konseptinde komedi  var zaten. Senaryolarda bir çok şey ti’ye alınıyor. Komediye biraz açık olmalıyız. Farklı kültürleri karşılaştırıp, farklı açılardan bakabilmeliyiz.

Kim Cattrall: ‘ Kadınların intikamını alıyorum. Tabuları yıkıyorum’

Samantha karakteriyle yer yer bizi gülmekten kırıp geçiren, zaman zaman da dudak uçuklatan çapkınlığıyla pes dedirten Kim Cattrall, Sex and The City’nin ‘ Samantha’sını çok seviyormuş. Neden mi? Kim Cattrall, Samantha’nın aslında pek çok kadının kafasından geçip de yapamadığı şeyleri yapabilen kadın olduğunu söylüyor. Erkek dünyasında, erkeklere özgü tavırların özellikle seksin, kadınlar tarafından da aynı rahatlıkla ele alınmasından doğan halleri yansıtıyor. Bu hallere kendi de gülüyormuş.

Aslında size sormak istediğim bir dolu soru var. Ama, kısaca siz ‘ Samantha’ olarak, bir fenomen oldunuz. Çapkın kadın böyle olur dedirttiniz.

Kim Cattrall: Harikasın. Biz bu yola çıktığımızda, kendimizi erkek şovu olarak gördük. Daha sonra yayın saatimiz değişti. Sonra bir baktık, tüm dünyada izlenme rekorları kırıyoruz. Şaşırdık, çok şaşırdık.

Sex and The City, kadınların sesi oldu. Dört kadın, birbirinden farklı, çok iyi arkadaşlar, dördünün de hayata bakışı çok farklı. Dünya kadınları bu dört kadının hikayelerinde kendilerinden pay çıkardılar. Filmim şov tarafı ise işin fantezisi. Tabii ki, çok zor durumlarda yaşayan, sıkıntı çeken bir çok kadın var. Ama, biz Sex and The City’de fantezinin altında bir çok işlenmeyen soruna da değindik. Biz, kadınlar için umut olduk. Kadınların da özgür olduğunu, seksi konuşabileceğini, seks yapabileceğini ifade ettik.

Kim Cattrall: Samantha, kadınların erkekler üzerinden aldığı intikam. Çapkın olan hep erkektir. Kadın çapkın olamaz. Ayıptır. Açıkça flört edemez. Ayıptır. Seksten bahsederse, kolay kadındır. Biz bu tabuları yıktık. Samantha tabuları yıkan bir karakter. Bu nedenle çok sevildi.

Siz, yaşamınızda Samantha gibi rahat ve çapkın mısınız?

Kim Cattrall: Kim o dergilerde yazan magazin haberlerine inanıyorsa inanmasın. Gerçek hayatda her istediğini tabii ki yapamıyorsun. Erkek egemen toplumda yaşıyoruz. Ama, birazcık da olsa tabuları yıkmak, farklı şeylere dikkat çekmek güzel. Ben de bunla yaşıyorum.

Diziyi ve filmi erkekler de seyrediyor. Ama açıkca kabul etmiyor.

Kim Cattrall: Kabul edemezler. Çünkü, çocuk yapmak, kariyer yapmak, anne olmak, eş olmak, güzel görünmek, zayıf kalmak. Bunlar kolay şeyler mi? Biz, erkeklerin de kadınları anlamasını sağladık.

SJP: ‘ Amacımız kimseyi incitmek değildi’

Dizinin ve filmin ana karakterlerinden SJP, aynı zamanda SATC2’nin  yapımcılığını da üstlendi. Sex and The City’i savunan yıldız, ‘ Herşey bir yana bu dizi kadınları çok iyi analiz ediyor’diyor.

SATC2’nin Müslüman karşıtı bir film olduğu gündeme geldi. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

SJP: Aman Tanrım, böyle birşey olabilir mi? Amacımız kimseyi incitmek değildi. Müslüman karşıtı bir film de yapmadık. Kaldı ki, İslam’dan öğreneceğimiz çok şey var. Her din ayrı bir disiplinler bütünü. Bütün dinler birbirine birşeyler öğretir. Samantha’nın, SATC2’de kızların tatile gittiği Arap ülkelerinde yine seksle başı dertte. Biz de yakın arkadaşları olarak ona sahip çıkıyoruz. Yer yer çok komik şeyler yaşanıyor. Bu sahneler Çin’de ya da başka bir ülkede de çekilebilirdi.

Her zaman çok bakımlı ve hoşsunuz. Tamam kendinizi stil ikonu olarak görmüyorsunuz. Ama, bunca koşturmanın arasında bakımlı olmayı nasıl beceriyorsunuz?

SJP: Anne olmak, eş olmak, iş kadını olmak, aktris olmak. Ve hepsini aynı anda tek kişinin yapması. Kolay değil. Ama, ben dışardan göründüğü gibi kendimi muhteşem vs bulmuyorum. Böyle  bir iddiam da yok. Biraz da öyle gösteriliyor. Benim de çok kötü göründüğüm günler var. Ama, genelde kendime bakarım.

Cynthia Nixon:

Filmde Miranda’yı canlandıran Cynthia Nixon, uzun yıllar önce Türkiye’ye gelmiş. Ve çok beğenmiş. İş hayatı ve setlerin yoğunluğu yüzünden artık eskisi kadar tatile çıkamayan yıldız, rol arkadaşı SJP’nin Türkiye’yi çok övdüğünü anlatıyor. ‘ Sarah, Türkiye’yi o kadar çok anlatıyor ki.Tekrar gitmek istiyorum’ diyen yıldız, sürekli bakımlı görünmenin çok da kolay olmadığını savunuyor. ‘ Diğer kızlar nasıl beceriyor bilmiyorum’ diyen Cynthia, sadece özel geceler için hazırlanmayı sevenlerden.

Sex and The City’nin modern kadının sorunlarını dile getirdiğini savunan yıldız, ‘ Bazen eskiyi özlüyoruz ama o devirlerde de insanlar erken yaşlarda evleniyordu. Hayatı tanımadan sorumluluk sahibi olanlar pişman oluyordu ‘ dedi.

Kristin Davis: ‘ Kadın-erkek ilişkisi bilmecedir’

Sex and The City’de tedaviyle çocuk sahibi olup, sonra da çocukların ağlamasından huylanıp, depresyona giren Charlotte’yi oynayan Kristin Davis, kadın erkek ilişkisinin çok farklı denklemleri olduğunu söyledi. ‘ Biz, dizi ve filmle kadını anlattık’ diyen yıldız, kadınların bile zaman zaman kendi çıkmazları içinde sıkışıp kaldığını itiraf ediyor.

Özel hayatında çocuk sahibi olmayan Kristin Davis, ‘ Hala ne istediğimi anlamaya çalışıyorum.Benim gibi olan bir çok kadın var. Biz konuşulmayan şeyleri rahatça konuştuk, bu yüzden çok beğenildik’ dedi.

Ayşegül EKİNCİ/LONDRA

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

PAYLAŞ: 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email