Quentin Tarantino ve Diana Kruger, Ayşegül Ekinci’ye, konuştu

Quentin Tarantino : ‘ Sinemanın öğrencisiyim’

‘Filmografi benim hayatım’

‘ Beni ne heyecanlandırıyorsa film yapıyorum’

‘ Filmlerimde müzisyenlere prim vermek istemem. Onlar benim filmlerim’

Sadece sinemaseverlerin değil, birlikte çalıştığı oyuncuların da zekasına ve bilgisine hayran olduğu bir yönetmen Quentin Tarantino. O’nu tanıyan herkes övüyor. O ise son derece mütevazi. Adeta, öğrenmeye yeni başlayan bir çocuk gibi..Aç. Heyecanlı. İstekli.Vermek istiyor.Sinemaya daha çok eser vermek..

Bu amaçla evini adeta bir kütüphaneye dönüştürmüş. Sinemayla ilgili hayal kurduğunuz ya da kurabileceğiniz herşey var bu kütüphanede. Ben görmedim ama, öyle çok anlatılıyor ki..Gözlerinizi kapayınca,bir de Quentin Tarantino ile tanışıp, konuşunca, hayal dünyanızı zorlamadan anlıyorsunuz onu tanıyanların ne demek istediklerini!!!. Ancak, böylesine bir kütüphaneden bu kadar çok referans çıkabilir. İşte, Londra’da mütevaziliğiyle, gönüllerde taht kuran ilginç yönetmenle yaptığım ilginç röpörtaj:

Öncelikle, tebrik ederim. Müthiş bir film olmuş. Cannes’daki eleştirileri bir kenara bırakalım. 2 saat 28 dakika nasıl geçti anlamadım. Sanırım sizin için de 10 yıl öyle olsa gerek..

Quentin Tarantino: Çok sevindim..10 yıl önce ilk fikir aklıma geldiğinde  çok heyecanlandım. Yazdıkça yazdım. Tam 10 yıldır elimde bu senaryo..Artık yakın arkadaşlarım benimle dalga geçiyordu. Aslında, ben aynı isimli eski bir filmden etkilendim. Filmin adı beni heyecanlandırdı. Bu adı taşıyan bir film yapmak istedim. Senaryo boyunca yanımda hep ‘ Pulp Fiction’ vardı. Ama ben, ‘ Basterds1’ ‘ Basterds2’ gibi birşey yapmak istemedim. Pulp Fiction’dan daha uzun bir film yapmak istemedim. Ancak yazdıkça yazdım, yazdıkça yazdım. Yazmaya başlayınca beynimin düğmelerini kapatamıyorum.

Sizi kendi yazdığınız hikayeler

Quentin Tarantino: Çok doğru gözlemlemişsin. Aynen öyle. Ben, beni heyecanlandıran ne varsa yapıyorum. Bazen neden-sonuç ilişkisi aramıyorum. Evimdeki kütüphaneye bir giriyorum, çıkmak kolay olmuyor. ‘ Filmografi’ benim hayatım. Film yapan kişi film için yaşar ve ölür. Ben de sinemanın öğrencisiyim. Hep heyecanlıyım. Bu heyecanımın bitmesini hiç istemem.

Bazen eski filmleri üst üste defalarca seyrediyorum. Yönetmenlerin hatasını görüyorum. Beni filmlerin ruhları ilgilendiriyor.

Soysuzlar Çetesi çok konuşulacak gibi..Konuyu özellikle mi seçtiniz. Yani, film kendi reklamını yapsın diye?

Quentin Tarantino: Eve kapanıp, 1940’larda yapılan filmleri seyrederdim. Amerikan propaganda filmleri değil, o dönemde yapılan gerçek filmleri. 2’ci Dünya Savaşı sırasında yapılan filmlerin çoğunda, direktörlerin kendi tecrübeleri var. Bu yönetmenlerin çoğu şimdi Hollywood’da yaşıyor. Nazilerden dolayı başka yerde film yapamıyorlardı.

Ben 1998 yılında bu hikayeyi yazmaya başladım. Daha 3’cü bölümde çok iyi bir film olacağını biliyordum. Benim karakterlerim o dönem yaşasaydı, tarihi değiştirirdi.

Filminiz, birbirinden çok farklı eleştiriler aldı. Size sorsam bana filminizi nasıl yorumlarsınız?

Quentin Tarantino: Keşke senin gibi akıllı gazetecilerle röpörtaj yapsam hep!!!Bence, filmin açılış bölümü muhteşemdi. Bu ilk bölüm kısa bir film gibiydi zaten. Herşeyi özümsüyorsunuz. Arkadan geleceklere hazırlık yapıyorsunuz. Hatta bu ilk bölümü sessiz çekmek çok isterdim. 1920’lerde Alman sinemasının hayranıydım. Bu filmlerde diyaloglar çok keskindi. Filmin uzun bulunmasına ise birşey diyemem. Ben film yapıyorum, eleştirmenlerin işi bu. Beni ya da yaptığım işi sevmek zorunda değil. Zaten bir şekilde bana ve işime çatmak zorundalar. Şunu da belirteyim, yönetmen olmasaydım, sinema eleştirmeni olmak isterdim. Çoğu eleştirmenden çok daha insaflı ve iyi olacağımı düşünüyorum.

Gelelim Brad Pitt’e..Aldo Raine karakterinde çok çok başarılı. Siz ne düşünüyorsunuz?

Quentin Tarantino: Ben senaryoyu yazarken, kafamda hep Brad Pitt vardı zaten. Yeryüzündeki en iyi aktörlerden biri Brad Pitt. Senaryoyu yazdıkça, Aldo Raine’nin Brad olduğunu düşünmeye başladım. Sanki bu karakteri onu düşünerek yazdım.Senaryo bitince de mutlaka Brad’ı aramalıyım diye düşündüm. Ve aradım. Fransa’daki evindeydi. Uçağa atladım, soluğu orada aldım. Bir gecede Brad’ın ürettiği Rose şaraplardan 8 şişe devirdik. Gecenin sonunda, teklifimi kabul etti.

Bir de Christoph Waltz’i eklemem gerek. O olmasa bu film yine olmazdı. Çünkü bu karakter için aradığım kişiyi bir türlü bulamadım.Kafamdaki isimler olmadı. Tam, bu filmi yapamam herhalde derken, Christoph Waltz çıkageldi. Muhteşem temiz bir aksanla 4 dil konuşabiliyordu. Aradığım adamdı. Role can verdi.

Filmlerinizde, sinemada alışılagelen erotizm yerini şiddetin estetiğine ve kana bırakıyor. Şok etmeyi seviyorsunuz. Hiç romantik komedi yapmak ister miydiniz, yoksa şiddetin estetiğine devam mı?

Quentin Tarantino: Romantik komedi de seviyorum. Ama bu tip filmlere tek başınıza gidemezsiniz. Yanınızda sevdiğiniz ya da flört ettiğiniz biri olmalı yoksa çok garip olmaz mı? Ama benim yaptığım filmlere tek başına gidebilirsiniz, düşünürsünüz.

Ve son olarak keskin zekasıyla bizi daha çok uzun yıllar şaşırtmaya devam edecek yönetmen Quentin Tarantino’ya soruyorum: ‘ Soysuzlar Çetesi için, sizin master yapıtınız olduğu söyleniyor. Siz bu fikre katılıyor musunuz?..Röpörtaj boyunca yerinde duramayan konudan konuya atlayan, kendi deyimiyle beyninin düğmelerini kapatamayan yönetmen aynı hiciv duygusuyla cevap veriyor.. ‘ Bu tavuğun kendi çorbasını övmesi gibi olur..Seyirci filmi izlesin ve kendi kararını kendi versin’…

Diana Kruger, Christoph Waltz’le oynarken çok korkmuş

Soysuzlar Çetesi’nin güzel ajanı, Alman sinema oyuncusu ve gizli ajan Bridget Von Hammersmark’ı canlandıran Diana Kruger, Quentin Tarantino’yu öve öve bitiremiyor.. Güzel oyuncunun film için anlattıkları: ‘ İlk defa böyle bir yönetmenle çalıştım. Quentin kadınların filme aktif olarak katılmasını istiyor. Kadınlar onun flimlerinde, süs bebeği gibi durmuyor. Erkekle savaşan, mücadele eden katılımcı karakterler çıkarıyor. Onunla çalışmak çok ilginçti’..

Peki, Alman asıllı Diana Kruger’e daha önce böyle bir filmde oynamak için teklif gelmiş miydi?..Diana Kruger’in cevabı tam da düşündüğüm gibi: ‘ Çok..Alman asıllı olduğum için her hafta Nazi filminde oynamam için en azından bir teklif gelir. Şimdiye kadar hiçbir senaryo ilgimi çekmedi. Ama Quentin’den teklif gelince inanamadım. Karakter çok hoşuma gitti. Zaten, Quentin beni evine çağırdı. Orada bütün karakterleri kendisi oynadı. Yazdığı her karakteri adeta yaşıyordu. Bir de unutmadan söyleyim bana seyretmem için 20 tane film verdi. Ama inanılmaz bir yönetmen, kameranın yanında oturup, karakterlerinin hayata geçtiğini görünce çok sevinip sizi de ödüllendiren biri o. Rolünüzü iyi oynayınca, sizi kanatlandırır, şahlandırır’..

Tarihi gerçeklere adeta kafa tutan, şaşırtan, şok eden, şiddetin estetiğini Tarantino zekasıyla yansıtan bir film Soysuzlar Çetesi..Uzun süre unutulmayacak cinsten. Benden söylemesi..

Ayşegül EKİNCİ/LONDRA

Share on facebook
Share on Facebook
Share on twitter
Share on Twitter
Share on pinterest
Share on Pinterest
Share on whatsapp
Share on WhatsApp

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Post comment

PAYLAŞ: 

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on email